Forum Bölümüne ÜYE olarak ;
-Yeni Dostluklar kurabilir
-Avlarınızı paylaşabilir
-Avcılık hakkında bilgi ve tecrübe paylaşımı yapabilir
-Sorularınıza cevap bulabilir
-Köpek ve Tüfek satış ilanlarına bakabilirsiniz
-Foruma Üye olurken kullanıcı adınızı adsoyad şeklinde yazmalısınız
Örnek : aliosman ÜYE olmak için TIKLAYIN
Bölge Avcıları Forum
Marmara Bölgesi Avcıları
Akdeniz Bölgesi Avcıları
Ege Bölgesi Avcıları
İç And Bölgesi Avcıları
Karadenz Bölgesi Avcıları
Doğu And.Bölg. Avcıları
GüneyDoğu And Avcıları
Yurt Dışı Avcılarımız
Forum Linkler
AYHAK
Av ve Yaban Hayatı Konfederasyonu
TAF
Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu
KIF
Köpek Irkları ve Köpek Bilimleri (KİNOLOJİ) Federasyonu
AV KÖPEKLERİNDE IRK SEÇİMİ
Tarih boyunca göçebe toplumlar , ticaret yolları , kervanlar, savaşlar ve yeni kıtaların keşfi köpek ırklarının dünyaya yayılmasında ki en büyük etkenler olmuşlardır. Medeniyetin genişlemesi sayesinde, birbirinden farklı köpek ırkları dağılıma ve gelişmeye uğramışlar, insanlar sahip oldukları yeteneklere paralel olarak bu köpekleri kendi çıkarları için kullanmışlardır.
Köpek, Kızılderililer gibi göçebe toplumlar tarafından, dışarıdan kamplarına yapılacak düşman saldırıları için erken uyarı sistemi olarak kullanılmış, savaşçı toplumlarsa onu kanlı savaşlarda en güvenilecek dost olarak görmüşlerdir. Hatta Terierlerin bile o dönemlerde madenlerdeki fareleri öldürmek gibi görevleri vardır.Biz avcılarsa, avımızı bulmaları, bulunanı vurdurmaları ve vurulanı getirmeleri amacıyla köpek yetiştiririz.
Köpeğin tarihsel geçmişi takip edildiğinde birbirlerinden farklı 4 kurt çeşidine kadar ilerleyebiliriz;
1 Güney Hindistan ve Orta Doğu kurtları: Tazılardan Mastif’e kadar uzanan geniş bir yelpazenin atalarıdırlar.
2 Kuzey Amerika kurtları: Alaska Malamutu ve pek çok farklı çeşidi olan İnuit köpekleri gibi Kuzey ırklarının ve tarih öncesi Kuzey Amerika köpeklerinin atalarıdırlar.
3 Çin kurdu: Chow chow, Pekinese ve çeşitli oyuncak köpek(toy) dediğimiz ufak ırkların atalarıdırlar.
4 Avrupa ve Asya kurtları: Çoban köpekleri, Spitz ırkları,Terierler, av köpekleri, Spanyeller, kan köpekleri, Puglar ve Buldogların atalarıdırlar.
Böylelikle avcı;1 Köpeğin büyüdüğünde ulaşacağı ölçülerini
2 Tüy yapısının nasıl olacağını
3 Irkta fazlaca rastlanılan olası sağlık problemlerini
4 Kolay eğitilebilir bir ırk olup olmadığını
5 Günlük ihtiyacı olan egzersiz seviyesini
6 Av kabiliyetlerini
7 Köpeğin gürültücü bir ırk olup olmadığını
8 Diğer köpeklerle ve aile bireyleriyle geçinebilecek bir köpek olup olamayacağını çok önceden tahmin edebilir.
Gerek avcı derneklerinde, gerek internet ortamında ki av sohbetlerinde, 3-5 avcının bir araya geldiğinde tartıştığı ve bir türlü çözüme ulaştıramadığı, en derin ve hassas konudur av köpeklerinde hangi ırkın daha üstün olduğu .Oysa dünyada onlarca yetenekli ırk varken, kısır döngü içerisindeki Türk avcısı sadece seter, pointer ve kurzhaar üçlemesine sıkışıp kalmıştır. Kimi pointerin deli fişekliğinden dem vururken kimi karşı cevap olarak kurzhaarın yavaşlığından bahseder. Kimi seterin güzelliğini över, kimisi de drahthaarın zekasını ve av tutkusunu anlatır. Stildi, kokuydu, süratti ve zekaydı derken muhabbet uzar da uzar. İki yüz adıma ferma veren köpeklerden tutunda, hayatında hiç çelgin bırakmayanlara kadar gerçeküstü köpekler anlatılır. Ortak noktalarda buluşulduğu pek nadirdir. Gene seterci seterciliğine , kurzhaarcı kurzhaarcılığına devam eder.......Ülkemizde ki avcılar, öncelik olarak en kolay ve ucuz elde edebildiği köpeği, hiçbir karakter analizi yapmadan sahiplenir.Oysa ;Önemli olan avcının kendi karakter yapısına göre doğru ırkı seçmesidir
Hayatınızda ki en değerli anları yani av günlerinizi birlikte geçireceğiniz, sizi gururlandırıp mutluluktan havalara uçuracak yada tam tersi, utançtan yerin dibine sokabilecek kudrete sahip ‘O’ canlıyı seçeceksiniz. Bu aşamaya gelmiş olan avcının mutlaka ‘safkan’ kelimesinin anlamını kavramış olması gerekir.
Tüm safkan av köpeği ırklarında 3 farklı standart vardır. Bunlar fiziksel standartlar, karakter standartları ve çalışma standartlarıdır. Avcı seçeceği ırkın karakter yapısını önceden bilirse, zaten eğitimde izleyeceği yolun yarısını çoktan kat etmiş demektir. Sonuç olarak alacağınız yavru yada yetişkin köpek bir ırka mensup olmalıdır ki kendi karakter yapınıza uygun ortağınızı seçebilesiniz.Böylelikle o ırk için en doğru eğitim metotlarını kullanabilir ve köpeğin hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi esnasında hazırlıksız yakalanmamış olursunuz.
Her ırkın kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.Koku alma sezgisinin yüksekliği, naturel aport, insanla çalışmaya uyum, agresiflik, sabırsızlık, sürat, zeka, su sevgisi, açık yada yakın arama, sıklıkta iyi çalışma ve daha pek çok özellik köpeklerde genetiktir ve nesilden nesile geçer.Örneğin Alman Drahthaar’ı çok amaçlı, öğrenme kabiliyeti ve av tutkusu yüksek, fermalı, su sevgisi olan, naturel aport kabiliyetine sahip ve sahibi için canını verebilecek cesarette bir köpektir.Bir avcı herhangi bir safkan Alman Drahthaar yavrusu edindiğinde, doğru bir eğitimle henüz ilk sezonunda bile tüm bu özellikleri köpekte görebilir.Ancak aynı köpek, bilgisiz, otoritesiz ve ehil olmayan ellere düştüğünde sahiplenilen değil sahiplenen olmayı tercih eder ve bildiğini okur.
Köpek eğitmek doğru kaynaklar kullanıldığında aslında kolay ve zevkli bir uğraştır. Zor olan köpeği değil eğitmeni eğitmektir. Bir av köpeği sahip adayı, eğer sabırsızsa ve otoriter değilse, bir Labradoru yada Golden Retriever’ı bile eğitebilecek seviyeden uzaksa, Pointer yada Drahthaarın yanına bile yaklaşmamalıdır.
Köpek lisanından çok anlamayan iki avcı tipini ele alalım.İlk avcımız toleranssız, asabi, yüksek sesle konuşmaktan hoşlanan ve çabuk sinirlenen biri olsun . Bu avcı bir Macar Vizsla yavrusu alsın.İkinci avcımız ise sakin, otorite ve disiplinden uzak, rahat karakterli biri olsun ve İngiliz pointer yavrusu alsın. Köpekler büyüyüp av sezonuna girdiklerinde ortaya büyük ihtimalle şu manzara çıkacaktır; Macar Vizsla, nevrotik bir enkaz olmuştur, sahibi ise nerede hata yaptığını kara kara düşünmektedir. Pointeri olan ikinci avcımız ise , kısık seslidir ve av günlerini genellikle köpeğini arayarak geçirir ve artık sinir sahibidir. Bulunduğunuz bölgenin coğrafi yapısı ve o coğrafyada bulunan avların köpeğinizin av stili ile uyumu elbette önemlidir. Ancak öncelik, avcı ve köpek arasındaki bu ortaklıkta, anlaşabilecek ve uyuşabilecek doğru karakterleri buluşturmak olmalıdır.
Hangi ırktan olursa olsun, ister yetişkin ister yavru, ister dişi ister erkek, köpek edinirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, köpeğin avcı kandan gelmesinin gerekliliğidir. Özellikle son 50 yılda tüm dünyayı şov müsabakaları çılgınlığı sarmış ve pek çok av köpeği ırkı bu çılgınlıktan nasibini almıştır. Av köpeklerinin içinde bulunan ve yüzyılların birikimi olarak genlerine yazılmış av kabiliyetlerini hiçe sayan bu yetiştiriciler için önemli olan köpeğin yetenekleri değil, dış görünüşüdür.Onlar için köpeğin zekası, av kabiliyetleri, stili ve enerjisi önemsizdir.Önemli olan köpeğin güzelliği ve sahibinin yedeğinde nasıl ring yürüyüşü yaptığıdır. Bir av köpeği ırkını sadece güzel olduğu için üretmek, av köpekçiliğine vurulmuş en büyük darbedir. Elbette zevk sahibi avcı, sırf avı güzel diye vücudunda yamalı bohça gibi paftaları olan bir seterle avlanmak istemez, ancak tek başına güzellikte çantayı doldurmaz.Önemli olan hem av kabiliyetleri yüksek, hem de göze hitabeden safkan ırkları sahiplenmektir. Şu kanıtlanmış bir gerçektir ki son 3 neslinde, yani anne-baba , anneanne-babaanne ve büyük anneanne- büyük babaannesi av görmemiş bir köpeğin av tutkusunda ve yeteneklerinde büyük kayıplar olmaktadır.Oysa av kanı sağlam olan bir yavru , şov kanından gelen bir yavruya oranla çok daha kolay eğitilir , çok daha zekidir ve insanla çalışmaya daha heveslidir.Özetle daha tutkuludur.Bu sebeplerden dolayı yeni av köpeği edinecek bir avcı eğer köpek secereli ise soy kütüğünü dikkatle incelemelidir. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim şov unvanlarını (BIS,BOB,CAC,CACIB,CACIT,CH) dikkate almamalıdır.Eğer köpek seceresiz ise yapılacak en akıllıca iş köpeğin anne ve babası hakkında detaylı araştırma yapmak ve mümkünse köpeğin yakın akrabalarının avını görmektir.
DİŞİ Mİ ERKEK Mİ?
Kişisel olarak tercihim genellikle dişi köpek olmuştur. Ancak biz Türkler erkek adamın erkek oğlu olur saplantısını çoğunlukla köpeklerde de tekrarlarız. Bu imaj kaliteli ve safkan köpeklerin yaygınlaşmasıyla yavaş yavaş ortadan kalkıyor artık.Avcılar yüksek paralar ödeyip aldıkları köpeğin ileride doğacak yavrularının da iyi para edeceğini, en azında hediye edildiğinde bile herhangi bir meleze oranla daha makbule geçeceğini çok iyi biliyorlar.Elbette her iki cinsiyetinde kendi içlerinde avantaj ve dezavantajları vardır. Erkek köpek her zaman daha gösterişli ve sahibine daha bağlı olur.Ayrıca eğer erkek köpeğiniz çok iddialı ve ‘iyi’ secereli ise, senede alacağınız 3-5 babalık hakkı sizi ziyadesi ile mutlu edecektir.Buna karşılık dişiler daha özgürlerdir.Belirli sosyal alt yapıyı oluşturmak için evimde eğitime aldığım köpeklerimde, erkek köpeklerin her zaman yanı başımda, dişilerin ise kendilerine seçtikleri ve bağımsızlıklarını ilan ettikleri bir köşede dinlendiklerine defalarca şahit oldum. Dişinin başka bir dezavantajı ise periyodik olarak 6- 7 ayda bir girdiği ve 21 gün süren kızan dönemidir. Tek köpek sahibi bir avcı, sezon ortasında bu nahoş hadiseyle karşılaşarak aşırı titizlik göstermek zorunda kalabilir.Aksi durumlarda istenmeyen çiftleşmeler olabilir.Dişi yada erkek , iyi köpek iyi köpektir. Ancak genel olarak bakıldığında tüm köpek uzmanları ,dişilerin daha çok sorun yarattığını ve daha uyumsuz oldukları konusunda fikir birliği ederler.
YAVRU MU YETİŞKİN Mİ?
Pek çok avcının ilk tercihi yavru olur.Bunun en büyük sebebi; yavru köpek daha ucuzdur , sevimlidir ve yeni evine daha kolay uyum sağlar.Sahibi için keşfedilmeyi bekleyen gizem ve heyecan dolu bir kıta , işlenmeyi bekleyen nadide bir elmastır. Paçalarını çekiştirip lastik top gibi oraya buraya yuvarlanan tüy yumağını gördükçe yeni sahip adeta mest olur.Oysa yeterli vakti, sabrı ve bilgisi yoksa, kötü kader ‘taze sahip’ için ağlarını çoktan örmeye başlamıştır bile.......Yavrular kolay büyümez. Aşılar, hastalıklar, yetiştirmede çıkacak sorunlar ve yaşanacak riskler her zaman göz önüne alınmalıdır.Yavru köpek hastalanabilir, kalça çıkığı olabilir, silahtan korkabilir, çocukluğun verdiği heyecanla hareket halinde ki bir arabanın altına girebilir ve kötü av yapabilir.....
Aslında her şey eğitimle ve sahibinin bilgi düzeyi ile alakalıdır.Çok iyi yavrular kötü sahiplerin elinde ziyan olabilirken, kötü yavrular iyi sahiplerin elinde kapasiteleri doğrultusunda averaj köpek olabilirler.
Hiç eğitim ve terbiye almamış 6-7 aylık bir yavru da yavru sınıfına girer, 8 haftalık bir yavruda.Ancak aralarında büyük bir fark vardır. İlk yaşının ortalarına gelmiş ancak eğitilmemiş olan köpek düzeltilmesi uzmanlık isteyen kötü alışkanlıklar kazanmış ve doğru sosyalleşememiş olabilir.Ancak 8 haftalık yavruda bu tip sorunlarla karşılaşmak neredeyse imkansızdır. Bu sebeple yavruyu 8-12 haftalık olduğunda yeni ev ve yeni sahiple tanıştırmak en doğrusudur. Benim tercihim hayatım boyunca yavru köpek edinmekten yana olmuştur. Annesinin rahminden çıkarken seyrettiğim, yada yurt dışından aylarca araştırma yaparak getirttiğim, elimde büyüttüğüm, beslediğim, eğittiğim yavrunun yabani kuşa ilk fermasını verdiğini görmek benim için hayatımın en romantik manzarasıdır.
Gelelim tercihini yetişkin köpekten yana kullanmak isteyen avcılarımıza;
Yavru yetiştirilirken çekilen onca sıkıntı ve harcanan paralar düşünüldüğünde yetişmiş bir köpek edinme fikri, özellikle vakti ve sabrı olmayanlar için en doğru harekettir.Yetişkin arayışında genellikle 2 farklı seviyede köpekle karşılaşırız.İlki ‘kuş yada av gördü’ olarak tabir ettiğimiz(started) yani ilk sezonunu boşa harcamamış ve 10-24 ay arasındaki yaşlarda olan köpeklerdir.Bu köpeklerden beklenen , hırslı olmaları ve içlerinde ki av tutkusunu göstermeleri, ferma vermeleri, aport etmeleri , silah sesinden korkmamaları ve ‘gel-kal’ gibi temel komutlara uymalarıdır.İkinci tip yetişkin ise; halk arasında ‘muhayyer’ dediğimiz(finished) yani ava tamamen yatmış, 2 yaş ve üzeri köpeklerdir.Bir köpeğin ne kadar ‘muhayyer’ olduğu fikri avcıdan avcıya değişir ancak genel olarak bu köpeklerden beklenen; Rüzgarı iyi kullanarak tempolu arama, fermada sabır, patrone, yumuşak ve kararlı bir aport, sahibi ile koordineli çalışma ve temel komutlara itaattir.Ülkemizde yetişkin köpeklerin çok tercih edilmeme sebebi ; bu işi yapan profesyonel yetiştiricilerin olmaması, av köpeği müsabakalarının yeni yeni başlaması ve en önemlisi, kimsenin ‘iyi’ av köpeğini çok gerekmedikçe satmayacağı fikridir.Elbette fiyatlarının yüksek olması da buna bir etkendir.Ancak iyi kandan gelen bir yavru fiyatının üstüne 3 yaşına gelinceye kadar olan bakım masraflarını, veterinere gidip gelmeleri, verilen itaat eğitimlerini ve dağlarda harcanan emeği koyduğunuzda gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıkacaktır.
Yetişkin ve av konusunda ‘usta’ köpek almak çok hassas bir durumdur. Pek çok avcı amiyane tabir ile ‘parayı bastırıp’ kendilerine uzaktan kumandalı robot yada av bulucu bir detektör aldıklarını zannederler.Çünkü bu köpeği almadan önce onu denemek için gördüklerinde, eski sahibiyle olan senkronizasyonunu ve o müthiş çalışkanlığına şahit olmuşlardır.Ancak bu iki taraflı bir ortaklıktır. Ortaklardan biri yeteneksiz ise şirket batar yada diğer ortak kontrolü ele geçirir.
Bundan birkaç yıl önce Antalya’ya senelerce birlikte av yaptığım portakal-beyaz safkan güzel bir dişi pointer vermiştim. Av sezonu geldiğinde ve yeni sahibinin köpekten şikayetçi olduğunu duyduğumda çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Keşke ona aldığı ancak maharetlerini ‘göremediği’ köpeği av da gösterebilseydim. Eminim çok şaşırırdı.Köpeğin iç dünyasından ve lisanından anlamayan bir insan aslında ‘hiçbir şey yapmayarak’ bile iyi av yapan bir köpeği harabeye çevirmenin ne kadar kolay olduğunu bilemez. Yeni sahip sadece atı satın almıştır, biniciyi değil.Ve at binicisine göre kişner.
M. Uğur BARUTCU
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir