Gönderen Konu: şemdinli derecik  (Okunma sayısı 7586 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

boldor

  • Ziyaretçi
şemdinli derecik
« : 14 Haziran 2010, 09:19:17 »
KETİNA ŞEHİTLERİ
Derecik;ten yola çıkarsanız Yeşilova;ya doğru orada bir mabet var on üç şehidin kabri var ama çoğumuz bilmeyiz. Nedense bir anıtları yok adı KETİNA olan bir anıt.

Çoğu kimse bilmez Ketina;yı.Ketina bir boğazdır Derecik beldesini Yeşilova köyüne bağlayan. Askeri açıdan kritik yani hassas bir yerdir Ketina. Bu boğazı tutmazsanız ya da kontrolünüz altında olmaz ise oradan geçmeniz size çok pahalıya mal olabilir, şehit verebilirsiniz.

1992 yılının Ekim ayı. Bu Ekim ayında biri asteğmen olmak üzere on üç vatan evladı vatan hizmeti için Ketina;ya çıkar. Görevleri bu kritik boğazı korumaktır.

Ketina, Derecik;e beş altı kilometre kadar uzaktır ama arazi sarptır, kayalıktır, yol yürümekle bitmez, saatler gerekir varmak için Ketina;ya. 92 yılı Ekim ayının bir gecesi on üç vatan evladı Ketina;ya doğru yol alırken, köylü, korucu, asker mevzilerine girer. Irak;tan gece yarısı gizlice ülkemize gelen teröristler Derecik;i çevirir ama Ketina;yı ihmal etmezler Yeşilova;dan takviye gelmesin diye.

Rüzgâr sert eser oralarda hava da sert olduğundan soğuktur, üşürsünüz. Size dayanma gücü veren yüreğinizdeki sevgidir vatana olan, bayrağa olan, anaya olan ve yâre olan. Zaman da orada olduğundan uzundur geceler hiç bitmez. Bu bir gece değil ki çok gece çok. Bu bitmeyen geceler insanı hayallere sürükler, hayal edersiniz sevdiklerinizi ve bazen bu hayaller içinde dalar gidersiniz, gözünüz görmez olur.

İşte 1992 yılının Ekim ayının bir gecesinde bu on üç vatan evladı hayalleriyle baş başa gecenin bitmesini beklemektedir, bitmek bilmeyen gecenin. Anasının yârinin hayaliyle bakan gözler ne görebilir ki? Nerden bilebilir ki hainlerin kayalıkları sessizce tırmandıklarını? Ama hainler yüreklerindeki acımasızlığın, kahpeliğin gücüyle tırmanır da tırmanır. Sevgi dolu gözler nasıl görsün!

Geceden haince Ketina;yı çeviren teröristler gün ışımasıyla birlikte haince saldırır. Gün ışırken on üç vatan evladı kanlarıyla Ketina;yı sular, ruhları Allah katına çıkar, on üçü birden el ele, koyun koyuna, omuz omuza. Hainler hain roketlerle, hain kurşunlarla, hain bıçaklarla bu on üç canı alır, şehide kurşun atarak, şehide bıçak çekerek.

Ama bilmezler ki Derecik Gerdi;dir, Gerdi bir aşirettir. Bu aşiret kadını, kızı, genci yaşlısı devletine bağlı, toprağına bağlı, bayrağına bağlı kendi halinde insanlardır. On beş yaşındaki kız çocukları bile silahlanmış bu hainlere karşı namuslarını korumak için nöbet beklemektedir.

Derecik;teki jandarma Mehmetçiktir, Derecik;teki komando Mehmetçiktir. Mehmetçik demek cesaret demektir, kahramanlık demektir korkusuz. Ama hainler bu değerleri bilmez, onların bildiği tek şey masum insanları, çaresiz savunmasız insanları öldürmektir.

Sabah gün ışımasıyla başlayan çatışma, biz helikopterle Derecik karakoluna indiğimizde şiddetini bitirmiş, kaçan teröristleri köylü asker kovalamaya başlamıştı bile. Ketina’da çatışma olduğu haberi gelir gelmez Yeşilova;dan jandarmalar, Derecik;ten komandolar ok gibi fırlamış ama yol uzun, arazi zor, on üç vatan evladının yanına geldiklerinde on üç vatan evladı bembeyaz giysileri içinde gökyüzüne doğru ağır ağır yükselmeye başlamıştı bile, el sallayarak, biz görevimizi yaptık artık vatan size emanettir diyerek.

Bu bir tarihtir, tarihe geçecek olaydır ama kimse bilmez kimse yazmaz.

Ketina Boğazında on üç vatan evladının kanı vatan toprağını sulamıştır.

Devletin adamıyım diyenler gitmeli Ketina;ya, bu şehitlerin ruhlarına bir fatiha okumalı ve Ey Türk Milletinin evlatları, vatan size minnettardır, demeli. Sonra bakışlarını gökyüzüne çevirerek Ey Gazi Paşa, Ne mutlu size ki böylesine kahraman bir ulusu yarattınız, Mehmetçiği yarattınız, biz bile onların sayesinde ayakta duruyoruz, Türk Milleti size minnettardır, demeli ama yürekten demeli ama içten gönülden demeli, yoksa biz onları affetmeyiz, biz affetmeyiz o kesin ama belki onları Allah affeder;

Çatışma öğleden sonra bitmişti artık. Terörist zayiatı sayılamayacak kadar çoktu. Silahları bir cephaneliği dolduracak kadar vardı. Havanlar, roketler, makineli tüfekler, hafif silahlar, bombalar. Bir rivayete göre Osman Öcalan bizzat bu harekâtı Nahal Tepeden yönetmiş. Zaten oraya mevzilenmiş uçaksavarı Kobraların üç dört sorti yapmasına, uçakların birkaç kez vurmasına rağmen akşama kadar susturamadık.

Akşam olurken uçaksavar hâlâ Samanlı üssüne taciz ateşine devam ediyordu. Sonradan Irak;a geçip bu mevziyi inceledik, kayalar oyularak muhkem hale getirilmiş bir mevzi olduğunu gördük.

Bana göre Derecik çatışması PKK için tam bir bozgundur. En büyük yurtiçi zayiatını bu çatışmada vermiştir.

PKK;nın geçtiğimiz yıllarda savaş ve ordu klavuzu adı altında bir kitabı gizlice piyasaya sürüldü. Geçmişte yaptıkları hataları dile getirip özeleştiri yapıyorlardı.

Kitabın başlığının altında parti merkez okulunda bir grup ARGK komutan ve yöneticisi tarafından hazırlanmıştır; şeklinde bir de not düşülmüş. Konumuzla doğrudan ilintili olduğu için kitabın 68 ve 69. sayfalarından bazı notları aktarıyorum. Gerisini ben anlatmayayım teröristler anlatsın:
;Başarılı Mawan (Şemdinli-Samanlı jandarma sınır karakolu) karakol eylemi taktikte açılım sağlar. (4 Ağustos 1991;de yapılan terörist saldırısı sonucu bu karakolda görevli dokuz jandarma eri şehit olmuştur.)

Yeni bir taktik aşama değildir bu, ama taktiğin kendi içindeki bir eylem aşamasıdır. Yine de önemli bir başlangıçtır. Taktiğin tıkanıklıktan kurtulması demektir. 1991;in ortalarında başlayan bu taktik çizgi, başarılı bir şekilde Eriş-Çukurca, Bespin, Avya (Botan), Taşdelen (Uludere), Deştan (Çukurca), yine 1992;nin ilk yarısındaki Cudi atılımı gibi eylemsel gelişmelerle, 1992;nin ilk yarısına kadar devam ettirilir.

Mawan (Samanlı) eylemiyle de denilebilir ki, 1985;lerden bu yana bir türlü geliştirilemeyen bir taktik gelişme ortaya çıkarılmıştır, ama düşmanın buna karşı yeni taktik düzenlemeye gitmesi durumunda, var olanı aşıp yeni taktik atılımlar gerçekleştireceğimize, aynı biçimde karakol ve tepe eylemlerinde ısrar edilmiş ve bu ağır sonuçlar yaratılmıştır. Özellikle askeri açıdan hangi mantıkla yapıldığı bile kolay kolay izah bulmayan ve erken iktidar hastalığının örneklerinden olan Rubaruk (Şemdinli-Derecik), Helena (Şemdinli-Alan), Bezele (Şemdinli-Aktütün) eylemleri, âdeta çılgınca diyebileceğimiz girişimler olarak, kaldıramayacağımız kayıplarla sonuçlanmıştır.

Bu dönemde doğru temellerle yapılmayan ve bir anlamda kariyer hırsından kaynaklanan bir yarış, taktiğe hayat bulduracağına, aşama yaptıracağına, taktiği tamamen tanınmaz ve işlemez hale getirmiştir.

92-94;ün Şemdinli kahramanları, bu satırları iyi okuyunuz. Bu bir tarihi belgedir. Verdiğimiz şehitlerin kanlarının yerde kalmadığının belgesi. Bu PKK ile mücadelenin başarı belgesidir.

Anneler babalar yüreğinizi ferah tutunuz. Evladınız boşu boşuna ölmedi. Kahramanca mücadele etti, her karış toprağı kanla sulanmış bu güzel vatanımızın bir karışını da onlar suladı. Oğlunuz bir kahramandır, Şemdinli kahramanı.

Gaziler. Alnınız açık, göğsünüz dik, siz üzerinize düşeni yaptınız. Kahramanlığınızın destanını okuyunuz. Aycan Üsteğmen, Mustafa Teğmen, rahmetli Veysel Teğmen, rahmetli Kâmil Üsteğmen, Fazlı Üsteğmen, Hamza Üsteğmen, Abidin Üsteğmen, Kemal Üsteğmen, Yusuf Binbaşı. Kahramanlık insanın yüreğindedir, bileğindedir, aklındadır. Sizde bu yürek var. Bu bilek var, terörle hangi şartlar altında olursa olsun mücadeleyi başarıya götürecek akıl var. Sizler Şemdinli;nin kahramanlarısınız.

Devlet korucuları ne yapacağını düşünedursun, Korucu Kerem, Sait, Reşit, Bekir, Cemil, Iraklı Cemil, Felemez, Şakir, Fatih, Sabri, rahmetli Numan, ismini sayamadığım daha niceleri, size bir başkasının kahraman demesine ihtiyacınız yok, zira siz zaten kahramansınız gönlümde ve Türk milletinin gönlünde.

Bu satırları niye yazdım. Biz ne yaptık diye sormayın, sorana da bir şey söylemeyin. Çünkü siz yapılması gerekeni, doğruyu yaptınız. Atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu kutsal vatan topraklarını korudunuz. Türkün kahramanlık destanını bir kez daha yazdınız. Şehitlerimiz, ruhunuz şad olsun...

Derecik çatışması uzun süre gündemde kaldı, hem bizim, hem komutanların, hem de iktidara sahip olanların gündeminde. Bölgede ilk kez bir dağ komando taburunun bölüğüne saldırı düzenlenmişti. Yaptığım araştırmalara ve biraz da köylülerin anlatımlarına göre; teröristler yaklaşık 600 kişilik bir grupla gelmişlerdi.

Ana çıkış noktaları Hakurk kampı idi. Bu kadar büyük bir sayı ile saldırı planlamalarının bir sebebi, Derecik, Gerdi aşiretine mensuptu ve PKK;ya geçit vermeyen kararlı bir aşiretti. Diğer sebebi ise bölükte dağ komando unsurları bulunuyordu, gözü pek, atak, cengaver dağ komandoları.

Hakurk;tan çıkan ana grup batıya doğru sırtlardan ilerleyerek Nahal Tepede taktik komuta yeri teşkil etmişler, kalanlar iki koldan; doğu-batı ve güney-kuzey istikametinden gelerek Derecik;i çembere almışlar. Ana kollardan ayrılan küçük gruplar Yeşilova;dan geliş istikameti olan Ketina Boğazını tutmuş ve sabahki çatışmada orada görevli 13 vatan evladını şehit etmişler ve yolu kesmiş. Diğer küçük gruplar da takviyelerin gelmesini önlemek için Samanlı-Derecik, Umurlu-Derecik yollarına pusu kurmuşlar.

Gerek komandolar, gerekse Gerdi aşiretinin korucuları öyle pabuç bırakacak cinsten değil, her noktada teröristlerle çatışmaya girmişler. Daha sonra Samanlı timleri de temas sağlayınca olay teröristler için tam bir bozgun oldu. Bozgun sahnesine ben yetişmiştim zaten bizzat görüyordum. Olay yerinde kalan izlerden zayiatın 300 civarında olduğunu düşünüyorduk.

Ben bir hafta kadar bölgede kaldım. Benim yiğit delikanlı Koray ile İsmail;in timini Yeşilova;ya getirdim. Onlar keşif ve gözetleme faaliyetlerini yaparak askerlere moral verdi. Ben de köyleri dolaşmaya başladım.


Em.Alb Erdal SARIZEYBEK in ŞEMDİNLİ'DE SINIRI AŞMAK KİTABINDAN BİR ANI.
« Son Düzenleme: 17 Haziran 2010, 15:47:43 Gönderen: Muhittin YÜCEL »

Avcılık Av Köpekleri Av Avcı

şemdinli derecik
« : 14 Haziran 2010, 09:19:17 »
akgün av köpekleri

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #1 : 14 Haziran 2010, 09:36:11 »
 PKK'ya karşı Mehmetçiğin yürekli savaşı(KARAKOL BASKINLARI)
Bugün youtubeden arama yaparken rastgele karşıma taşdelen karakol baskını geldi,bir pkk sempatizanı tarafından youtubeye gönderilmiş bir video,Videoda Pkklılar taşdelen karakoluyla taşdelen köyüne baskın düzenliyorlar...Bu bana 90'lı yıllarda Pkk'nın yapmış olduğu eylemleri hatırlattı,bu dönemde maalesef Türkiye en büyük zaiyatı sınırkarakollarında veriyordu,en çok şehidide o zamanlar bu sınır karakollarında verdi Türkiye..
Bunun sebepleri belliydi zaten sabit olduğu için karakollar kolay hedef olmuştu teröriste,genelde kaçakcılığı önlemek amacıyla kuruldukları için hakim bir yerde değildi karakollar...Daha sonraları sınır karakolları yıkılarak daha hakim araziye ve Tabur haline çevrildi.

TANIKLARININ ANLATIMIYLA KARAKOL BASKINI
ALAN KARAKOLU BASKINI
Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Temmuz 1992-Ağustos 1994 tarihleri arasında Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki sınır taburunun komutanıydı. Komutası altındaki Alan ve Aktütün Karakolları'na yapılan kanlı PKK baskınlarını "Şemdinli'de Sınırı Aşmak" adlı kitabında tüm detaylarıyla anlattı. Birbiri ardına şehit cenazelerinin kalktığı şu günlerde Ümit Yayınları'ndan çıkan kitap, ilk 3 günde 5 baskı yaptı, 10 bin sattı. İşte kitaptan çarpıcı satırlar...

Karakolu sardılar

Şemdinli Jandarma Sınır Tabur Komutanı Binbaşı Erdal Sarızeybek, 30 Ağustos 1992 sabahı 04.00'te istirahate çekilmişti. Bölgede askerler gece sabaha kadar teröriste pusu atıyor, gündüz de eğitim yapıyordu. Bir saat sonra telsizci heyecanla haber verdi, Türkiye-İran sınırındaki Alan Karakolu'nun bölük komutanı arıyordu. Kalabalık bir terörist grubunun karakolu sardığını söyleyen komutan, takviye istedi. Taburdaki tüm askerler arazideydi. Sarızeybek, bulabildiği yedi askeri yanına alarak Alan Karakolu'na doğru yola çıktı. Karakola bir kilometre yaklaşmışken bulundukları araç güçlü bir patlamayla havaya savruldu ve çatışma başladı...

17 asker şehit oldu

"Yapabilecek bir şey yoktu. Teröristler için açık ve kolay bir hedeftik. Bir kör kurşun mazgaldan girip bir askerimi düşürdü. Araç şoförü 'Komutanım, araç hareket edebiliyor' dedi. 'Bekleme o zaman, hemen sür' dedim. Karakola ulaştığımızda ortalık cehennem gibiydi. PKK'lılar, şehit ettikleri askerlerimizin miğferini ve hücum yeleklerini giydiğinden, kim asker kim terörist ayırmak mümkün değildi. Ama teröristler de iki ateş arasında kalmıştı artık." Bir saat süren çatışmanın ardından, Sarızeybek karakola sabah 06.00'da varmış, çatışmalar takviye kuvvetlerin de yardımıyla 11.00'de bitmişti. 17 Mehmetçik şehit olmuş, teröristler geldikleri yere, İran'a kaçmışlardı.

'MG-3'lerimiz, toz bile kaçsa tutukluk yapıyor'

Sarızeybek, çatışmadan sonra da birkaç gün karakolda kaldı. Bu sırada dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal ile kuvvet komutanları, Alan Karakolu'nu ziyarete geldi. Sarızeybek bu önemli ziyareti, şu sözlerle anlatıyor: "Dönemin Jandarma Genel Komutanı rahmetli Eşref Bitlis yanıma yanaştı, 'Oğlum bir şeye ihtiyacın var mı' diye sordu. 'Komutanım, şu gördüğünüz RPG-7 roketatar. 10 teröristen biri bu silahı kullanıyor. Bizde 89 milimetrelik roketatar var. Biz teröristlere bir roket atarken, karşılığında beş-altı roket üzerimize geliyor. Şu gördüğünüz, 5-56 milimetrelik Bixi makineli tüfek. Toz, çamur demeden yüzlerce mermi atıyor. Biz de ise MG-3 makineli tüfek var. En ufak tozda tutukluk yapıyor.

'Aramızda para topladık'

Bu silahlar Irak'ın kuzeyinde satılıyor. Eğer bana para verilebilirse bu silahlardan alabiliriz' dedim. 'Peki evladım' dedi. Kısa bir zaman sonra Hakkâri Valiliği'nden para geldi. Derecik'in meşhur Iraklı Cemil'ine silah siparişleri verildi. Kader bu ya, alınan silahları, Eylül 1992'deki ünlü Derecik çatışmasında PKK'lılar gaspetti. Ama biz yılmadık. Aramızda para topladık. Her bölük, silahını kendisi temin etti. 89 mm'lik roketatarlar depolara kaldırıldı. MG-3'ler sabit menzilere çekildi. Onların yerini RPG-7 roketatarlar ile Bixi makineli tüfekler aldı. Timler arasında bir silahlanma yarışı başladı. Bu yarışa polis ve korucular katıldı. Korucular bizi bir adım geçerek kimi uçaksavar aldı kimi havan. Bu silahlar sonradan Batman Valisi Salih beyi zor duruma düşürdü."

AKTÜTÜN KARAKOL BASKINI
Jandarma Albay Erdal Sarızeybek o sırada Şemdilide görevliydi ve karakolun baskına uğrayacağını biliyor ve bekliyordu.Muhabereciler koşarak geldi, komutanım dedi Aktütün bölük komutanı sizi acele telsize çağırıyor. Zaten öyle diyince biz bir olay olduğunu anladık, telsize geldik. Kemal üstteğmenimiz vardı,Komutanım teröristler Aktütüne saldırıyor dedi.Karayolu ile Aktütüne gitmek yaklaşık 5 ila 6 saat. Tabii yolda mayınlama var, pusu var taktikleri gereği. Bu tür çatışmalarda mutlaka takviye gelecek yolları mayınlıyorlar ve pusu kuruyorlar. Yoksa alan çatışmasına giderken yolda hem mayına bastık hem pusuya düştük. Ama sonra kurtulduk, devam ettik görevimizi yaptık. O zaman da düşündüm karayolu ile gitsek 6 saat. 6 saatte zaten çatışma bitmiş olacak. Ben muhafızlarımı alıp komando tabur komutanlığının helikopter pistine gittim, ama karayolundan takviye kuvveti Veysel teğmenki o da sonradan bir çatışmada şehit oldu Allah rahmet etsin. O karayolundan takviye gitti biz komando taburunun helikopter pistine gittik. Ben muhafızlarımla, 5 kişi yada 4 kişiydik. Helikoptere bindik. Bu UH 1 helikopteriydi. Az sayıda personeli nakletmek için, zaten Aktütüne yaklaştığımızda helikopteri kobra sansınlar diye helikopterden el bombası atmaya başladık yere ki o patlamalarla bir silahlı helikopter olduğunu düşünsünler diye.Zaten bölüğe inemedik çünkü çatışma tamamen bölüğün etrafındaydı. Yaklaşık 200-300 metre mesafede helikopter bizi bıraktı. Teröristler köyün içinde bazı evleri kendilerine mevzi teşkil etmişler evlerin içerisinden roketle ve makineli tüfekle bölüğe ateş ediyorlardı. O anda sevki idare gibi bir şey düşünemedik. Çünkü ateş bölüğün zaten içerisindeydi. Hemen biz de mevziiye girdik, çatışmaya fiilen katıldık. Çatışma yaklaşık orada da 5 saat sürdü. Takviye kuvvetler çabuk geldi. Hem polis özel harekât timleri, hem jandarma özel harekat timleri. Gerekli mukavemeti gösterdik, çatıştık. Orada da teröristler çok büyük zayiat verdi ama ben teröristlerin zayiatına aldırmıyorum. Orada da 22 tane şehit verdik

ÜZÜMLÜ KARAKOLU BASKINI
9 aralık 1993 tarihinde iki jandarma özel harekat komando timi aldıkları emir üzerine çok gizli bir şekilde üzümlü karakoluna girdi. amaçları dağa önce üç kere saldırıya uğrayan bu karakolda bulunan askerlerin güvenliğini daha fazla arttırmaktı. bu iki tim gündüz karakolda istirahat edip gece karakolun altından kuzey ırak'a girerek her gece başka bir yerde pusu kurmakla görevlendirildiler.bu iki timin varlığından, asker dışında ne karakol yakınındaki üzümlü köyünün nede korucuların haberi vardı.

timler üzümlü'deki üçüncü akşamında, 12 aralık 2003 saat 21:00'de pusu kurmak için karakoldan hareket edip kuzey ırak'a yürüyüş halindeyken, üzümlü karakolu'na saldırmak için yaklaşan pkk gurubu ile karşı karşıya geldiler. ilk darbeyi timler vurdu. fakat silah seslerinin duyulmasından 15-20 dakika sonra, üzümlü köyünden karakola saldırı başladı. köyden gelen ateşler, her şeyin pkk'lılarca planlandığı gibi gittiğini sanıp, hem yaklaşmanın, hem sızmanın tamamlanıp da saldırının başladığını düşünen, köydeki korucu ve milisler tarafından açılmıştı. bu karakola daha önceleri yapılmış olan saldırılar da bu şekilde olmuş, kuzey ırak'tan 100-200 kişilik pkk gurubu gelmiş, köydekilerle de birleşince 200-220 militanlı pkk gurubu saldırıyormuş gibi kıymetlendirilmişti. 12 aralık 1993 gecesi maskeleri düştü. sabah köyde tek bir kişi bulunamadı. hepsi kaçmıştı. komanda timlerinden biri astsubay çavuş dördü komando eri beş şehit, doğrudan karakola yapılan atışlarda da bir asteğmen ve bir karakol eri şehit oldu. pkk gurubundan ise 24 terörist o gece, daha sonraki takip operasyonlarında ise 27'si öldürüldü. bir daha üzümlü karakoluna saldırı olmadı.
üzümlü'de 12 aralık 1993 gecesi saat 21:30'da kuzey ırak'a sızan iki komanda timinde bulunan ve çatışma sırasında şehit olan askerlerden birinin şahsi eşyaları arasında, kendisinin yazdığı şu şiir çıktı:


olur ya bir çatışmada ölürsem
arkamdan yas tutmayın
bırakın, toprağımda rahat içinde yatayım
bedenimden komandomu çıkarmayın
onlar benim gururumdur
botlarımı çıkarmayın
onlar nice yollar aşacak
şehit olursam sırat köprüsünden geçecek
elimden tüfeğimi almayın
o benim namusundur
ölünce mezarıma sembol olacak
yara'mın kanını silmeyin
ahirette hesabı sorulacak
göğsümden kör kuşunu çıkarmayın
o benim madalyam olacak

bu şiir hakkari'deki askeri tesislerin tamamına her şekilde görülebilecek yerlere, özel levhalar üzerine yazılmış,. hakkari dağ komando tugayı'nın giriş duvarına büyük, pirinç pano üzerine kabartma harflerle yazdırılarak takılmıştır.
Vatanın bölünmez bütünlüğünü korumak için Alan,aktütün,üzümlü,derecik,pirinçeken,hakantepe,k ısıklı,serbest,taşdelen karakollarındaki nice şehit verdik,nice kahramanlıklar gösterdik...Bu karakollarda şehit düşen yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık unutturmayacağız.



« Son Düzenleme: 14 Haziran 2010, 11:42:39 Gönderen: Muhittin YÜCEL »

Avcılık Av Köpekleri Av Avcı

Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #1 : 14 Haziran 2010, 09:36:11 »
puma av

Çevrimdışı Fatih YILMAZ

  • Uye
  • *****
  • İleti: 1124
  • Karma: +0/-0
  • Beypazarı/ANKARA 1979 0533 394 71 93
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #2 : 14 Haziran 2010, 09:54:27 »
muhittin abi bu güzel paylaşım için teşekkürler elleriniz dert görmesin. ALLAH bu vatanı sonsuza kadar hainlerden uzak tutsun
Fatih YILMAZ 1979
BEYPAZARI- ANKARA 0533 394 71 93

Çevrimdışı Erkan ÖZTÜRK

  • Uye
  • *****
  • İleti: 175
  • Karma: +0/-0
  • CENNET PET SHOP... HER ÇEŞİT MAMA BULUNUR.
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #3 : 14 Haziran 2010, 10:57:26 »
  Ellerine saglık. Sanki o anları birebir yaşadım. Bunlar anlayamadı belki, ama, her Türk evladı, Kanının son damlasına kadar yurdunu savunur. Dikkatimi çeken bir başka konu Gerdi aşireti. Keşki tüm Dogulular Tereristlerin gerçek yüzlerini bu aşiret kadar görebilse.
Erkan ÖZTÜRK
1967 MANİSA

Çevrimdışı Yıldırım YILMAZ

  • Uye
  • *****
  • İleti: 115
  • Karma: +0/-0
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #4 : 14 Haziran 2010, 10:57:39 »
1992 den 1994 hazirana kadar,şırnak sırasıyla şihan,baglıca,ve ortabagda görev yaptım orada yaşananları anlatamazsınız yaşamak lazım.vatanın bölünmez bütünlüyü korumak için yine giderim,o dönem tansu çiller başbakandı,15 ay olan askerlik 19 aya,çıkmıştı inanın okadar .hareketliydiki bölge. askerliyimiz uzadı diye sevinmiştik çünkü arkadaşlarımızı ve komutanlarımızı yanlız bırakmak istemiyorduk belki inanmazsınız annemin babamın ,ve tüm sevdiklermizin hayalini bile kuramıyorduk  tek düşündüyümüz VATANIMIZ.TÜRKİYE CUMHURİYETİ,bir bütündür bölünemez .canım kanım 1000 defa gelsem dünyaya  feda olsun VATANIMA.teşekkürler muhitdin bey duyarlı paylaşımın için. O0 O0 O0 O0 O0
Yıldırım YILMAZ
1972 AYDIN

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #5 : 14 Haziran 2010, 11:09:50 »
  
24.06.2004
Helikopterini vurmuşlar  
 


PKK'ya karşı 15 yıl mücadele veren ve tamburalı tüfeğiyle tanınan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, birkaç gün içinde çıkacak anılarını önce Hürriyet'e anlattı.

3 Ocak 1994... Teröristler, Kundakçı Paşa’nın helikopterini uçaksavar ateşine tutuyor... Bu anı, ‘Oturduğum yerin 15-20 cm. kadar üstünden 24 delik açılmıştı. Helikopterin soğutma donanımı büyük hasar gördü. Yağlar içeriye, özellikle benim üzerime aktı. Helikopter tehlike alarmı vermeye başladı’ diye anlatıyor ve ardından ekliyor: Iskaladınız...

PKK’ya karşı Güneydoğu Anadolu’da verilen 15 yıllık askeri mücadelenin gerçek öyküsü, OHAL’in en uzun süreli savaşan komutanı, namı değer ‘Tamburalı Paşa’, Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı tarafından kitaplaştırıldı. Kundakçı Paşa, PKK’nın 5 yıl sonra yeniden saldırıya geçtiği, DEP’lilerin serbest kaldığı günlere denk düşen zamanlamasıyla da dikkat çeken kitabını yayımından hemen önce sadece Hürriyet’e verdi. Anılar, helikopteri sık sık ateş altında kalan Kundakçı’nın, böyle bir saldırıda çok büyük bir tehlike atlattığını da ortaya çıkardı. Büyük bir operasyonda Kundakçı’nın içinde bulunduğu Sikorsky helikopter isabet aldı. Aracın gövdesinde 24 uçaksavar deliği açıldı. Delikler hemen kapatılarak helikopter düşmekten son anda kurtarıldı. Kitabıyla ilgili konuştuğumuz Paşa, yeniden harekete geçen PKK için, ‘PKK’ya dersini verdik. Gerekirse TSK, aynı dersi vermeye hazırdır’ diyor.

İNERKEN ATEŞ AÇTILAR

Paşa, bizzat katıldığı, PKK’nın ilk toplu kaybı verdiği 7 Şubat 1985 Hürmüz operasyonunu sıcağı sıcağına şu sözlerle anlatıyor:

‘Hava kapalı, helikopter uçuşuna uygun olmamasına ve yerde 3-4 metre kar bulunmasına karşın her türlü tehlikeyi göze alarak helikopterle zorlu bir yolculuktan sonra Hürmüz’e indim. Aşağıdaki askerler teröristlerin her tarafa, özellikle iniş yerine ateş etmesi nedeniyle inmemi istemediler... Aşağıdaki sorumlu komutana ‘Teröristleri hemen ateşle baskı altına alın. İniyoruz’ dedim... Pilotlara da, ‘Helikopter iner inmez bir dakika bekleyeceksiniz, biz hızla çıkacağız, bir dakika sonra kalkacaksınız. İnen iner, kalan helikopterde kalır’ dedim... Teröristler inerken ateş açtılar. Ben ve arkadaşlarım kenardaki kar yığınlarına hızla atladık. Atlar atlamaz hepimiz karlar içinde gömülüp kaldık...’

VURDULAR AMA ISKALADILAR

Kundakçı Paşa, 3 Ocak 1994’te Siirt Okçular operasyonunu görmek için bölgeye inmek isterken helikopteri teröristlerce uçaksavar topla vuruluyor. Paşa bu anı, ‘Oturduğum yerin 15-20 santim kadar üstünden 24 delik açılmıştı. Helikopterin soğutma donanımı büyük hasar gördü. Yağlar içeriye, özellikle benim üzerine aktı. Helikopter tehlike alarmı vermeye başladı’ sözleriyle anlatıyor. Deliklerin pilot tarafından kuru incirle kapatıldığını belirten Kundakçı, teröristlere, ‘ıskaladınız’ yanıtını vermiş.

‘Geceler’ PKK’nındı gittik aldık

12 Aralık 1984’te bölgeye Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak atanan Kundakçı, işe ‘Bölgedeki geçmiş olayları ve eski isyanlar hakkındaki belgeleri daha ciddi okuyarak’ başlamış. Eruh ve Şemdinli baskınlarının yapıldığı ay tuğgeneralliğe terfi eden Paşa, ‘Geceler bizim, gündüzler askerin’ propagandası yapan örgütün ‘gece silahı’nın TSK’nın gece operasyonlarına çıkarak elinden alındığını vurguluyor.

Yakalanan ilk terörist sigara ve çayla çözüldü

19 Aralık 1984 gecesi köy kahvesine giren PKK’lı iki terörist, köy muhtarını örgüt aleyhinde konuştuğu için öldürüyor. Muhtarın oğlu Sait, teröristlerden birini bıçakla yaralıyor. Kaçtığı ahırda güvenlik güçlerince yakalanan ilk terörist, ‘Ebubekir’ kod adlı Mustafa Çimen, konuşamadan hastaneye götürülüyor ve 10-12 gün sonra iyileşiyor. Teröristin gösterilen ilgiden etkilendiğini belirten Paşa, ‘Kendisinin askerler tarafından hemen öldürüleceğini veya kurşuna dizileceğini sanıyordu’ dediği Çimen’in katı tutumunu bırakıp nasıl çözüldüğü şöyle anlatılıyor: ‘Mustafa Çimen disiplinli, dayanıklı ve acımasız bir PKK’lıydı. Tahsili olmamasına karşın zeki ve pratik bilgilere sahipti. İstihbaratçı arkadaşlarımız teröristin ünlü bir terörist olduğunu, pek çok olayın planlayıcısı, uygulayıcısı ve sorumlusu olduğunu tespit ettiler. Subay ve astsubaylarımız, teröriste yumuşak davranarak zayıf tarafını gördüler. Uzun süre konuşmamış, kendisini sıradan bir PKK’lı gibi göstermiş ve gizlemişti. Başlangıçta durumuna bakarak yanılmıştık ancak P. Bnb. O.G., M. Çimen’in çay ve sigara tiryakisi olduğunu hemen görmüş, yumuşatmış ve çözmüştü. Özellikle 3 Ocak 1985 günü verdiği bilgiler örgütü paniğe sokmuş ve hepsini çok sinirlendirmişti. Onu ihanetle suçlamışlardı.’

ABD’liler Irak’a geçişi ders için filme almak istemiş

20 Mart 1995 tarihli Kuzey Irak operasyonunda 35 bin kişilik birliğin başarılı bir şekilde kayıpsız giriş çıkışı şu sözlerle anlatılıyor: ‘Operasyon gizlilik içinde ve baskın tarzında yapıldı. 36 saat içinde birlikler karlı dağlardan sızarak zırhlı ve mekanize birlikler Silopi’den çıkıp Zaho’ya geçerek görev yerlerine ulaştılar, bölgede 36 saat içinde denetimi ve 48 saat içinde de hakimiyeti sağladılar. Teröristlerin kaldıkları kamplara süratle el attılar. Teröristlerin bir kısmını kaçamadan etkisizleştirdiler. 581 terörist etkisiz hale getirildi. Binlerce ağır ve hafif silah ile cephane ele geçirildi.’ Kundakçı Paşa bu operasyonu Çekiç Güç Karargáhı’ndan izleyen ABD’li subayların, ‘geceleyin bu denli düzenli, disiplinli ve akılcı bir operasyonu’ filme çekip ABD’de askeri okullarda ders olarak gösterilmek üzere göndermedikleri için üzüntülerini dile getirdiklerini bildiriyor.

Uyuşturucu sarhoşu 194 PKK’lı ne oldu

29 Eylül 1992 gecesi Şemdinli’nin Derecik Karakolu’na yapılan baskında 194 teröristin öldürüldüğü çatışma için kitapta şöyle deniliyor: ‘... Derecik Karakolu’na yapılan saldırı her yönden değişikti. Kullandıkları güç büyüktü. Ayrıca yapılışı ve sonucu da ilginçti. 29 Eylül 1992 gecesi karakola 600’den fazla terörist saldırdı. Karakol komutanı dahil 28 şehit verildi. Teröristler aldıkları uyuşturucunun da etkisiyle aşka gelerek saldırıyı gündüz de sürdürmeye kalktılar. Gün ışırken silahlı helikopterler devreye girdi... O güne kadar görmedikleri zayiatı verdiler. Uyuşturucu sarhoşluğu onlara pahalıya mal olmuştu. 194 terörist öldü...’

‘Kırmızı araba’ vaadiyle militan avı

Kitapta yer alan, komik olduğu kadar düşündürücü bir olay ise 14 yaşındaki bir PKK’lının örgüte katılış pazarlığı. Pazarlık şu diyaloglarla anlatılıyor:

Peki kabul edersem ne olacak?

Evet de, her şeye sahip ol.

Neye sahip olacağım?

Evet dediğinde seni yurtdışına göndereceğiz. Orada hem aylık para alacaksın hem de güzel yemeklerden yiyip içeceksin. Sonra da buralara gelip, beğendiğin bir evde oturacaksın. Senin olacak.

Karşıdaki Emin Ağa’nın evini beğendim.

Tamam o evi sana verdik, başka ne istiyorsun?

Şu kırmızı otomobili de istiyorum.

Onu da verdik. Yanındaki beyaz araba da senin olsun!

Nasıl ‘parmaksız’ kaldı

Uzun süre bölgede girdiği çatışmalardan kurtulan ve yıllar sonra Kuzey Irak’ta bir operasyonla yakalanıp getirildiği Türkiye’de itirafçı olmasına rağmen ömür boyu ağır hapis cezasından kurtulamayan Şemdin Sakık’ın parmağını kaybettiği için, ‘Parmaksız Zeki’ kod adını kullanmaya başladığı operasyona da kitapta yer veriliyor. 20-24 Ekim 1993 Şenyayla operasyonundan bir bölüm şöyle: ‘... İçinde her tarafa kafa tutan teröristbaşı Şemdin Sakık’ın bulunduğu teröristler yok olmakla karşı karşıya kaldılar... Teröristlerde can derdi başladı, kaçmaya başladılar. Kaçanları askerler kovaladılar. Çil yavrusu gibi dağıldılar... Şenyayla bölgesindeki teröristler 1-2 gün içerisinde etkisizleştirildiler. Kısa zamanda sesleri kesildi. Daha önce Diyarbakır ve Batman gibi yerleşim yerlerine söyledikleri bir sözle şehirlerdeki kepenkleri kapattıran, açtıran teröristbaşı Şemdin Sakık öldürülemedi. Ancak itibarı sıfıra indi. Sesi de kesildi. Herkesin korktuğu bu adamın güçlü olmadığı tüm bölgeye gösterildi...’

O dağlarda böyle geziyordu

Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, OHAL bölgesinde en uzun süreli görev yapan komutandı. PKK’nın 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarından 4 ay sonra bölgeye atandı. Dağlardaki operasyonlara elde silah, askerlerinin yanında katıldığı için ‘Tamburalı Paşa’ olarak anıldı. Kitabında 1984’ten, Öcalan’ın Suriye’den çıkarıldığı 1999’a uzanan kanlı süreci, ayrılıkçı örgüte vurulan büyük darbeleri, cephe gerisinde yaşananları, bugüne kadar karanlıkta kalmış ilginç birçok anıyı, kahramanlık öykülerini, askeri, siyasi bakışını, PKK’yı çöküntüye sürükleyen, şimdi askeri akademilerde ders olarak okutulan strateji ve taktikleri anlatıyor.

Ali Dağlar’a anlattı

Kundakçı Paşa ile TBMM yakınlarındaki lojmanında görüştük. Birkaç ay önce by-pass geçirdiğini öğrendiğimiz Paşa ile kitabı, PKK, ABD’nin Irak politikası ve Türkiye gündemi üzerine sohbetimiz 3.5 saati aştı. Paşa ile fotoğrafımızı, kendisi de bir asker eşi olarak yıllarını bölgede geçiren, röportajı baştan sona ilgiyle izleyen eşi Şenay Hanım çekti.  
 
 
« Son Düzenleme: 17 Haziran 2010, 15:48:57 Gönderen: Muhittin YÜCEL »

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #6 : 14 Haziran 2010, 11:12:31 »
Uyuşturucu sarhoşu 194 PKK’lı ne oldu

29 Eylül 1992 gecesi Şemdinli’nin Derecik Karakolu’na yapılan baskında 194 teröristin öldürüldüğü çatışma için kitapta şöyle deniliyor: ‘... Derecik Karakolu’na yapılan saldırı her yönden değişikti. Kullandıkları güç büyüktü. Ayrıca yapılışı ve sonucu da ilginçti. 29 Eylül 1992 gecesi karakola 600’den fazla terörist saldırdı. Karakol komutanı dahil 28 şehit verildi. Teröristler aldıkları uyuşturucunun da etkisiyle aşka gelerek saldırıyı gündüz de sürdürmeye kalktılar. Gün ışırken silahlı helikopterler devreye girdi... O güne kadar görmedikleri zayiatı verdiler. Uyuşturucu sarhoşluğu onlara pahalıya mal olmuştu. 194 terörist öldü

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #7 : 14 Haziran 2010, 11:21:37 »
genel toplam 287 ...

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #8 : 15 Haziran 2010, 17:10:15 »

Çevrimdışı Ramazan KİLLİ

  • Forum Yöneticisi
  • *****
  • İleti: 2269
  • Karma: +0/-0
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #9 : 15 Haziran 2010, 17:49:05 »
1997 -98 de Derecikten 15 km daha ilerde sınırda jandarma bölüğünde jatgm olarak vatan görevimi yaptım.
 Komanda okulunda bu baskının görüntülerini izlemiştik.
Skorskilere ilk defa silah monte edilmiş ve bu baskın sonrasında kullanılmış.
Çekimi yapan teroristler önce helikopterimize el sallıyor.
Silahsız sanıyor. Sonra atışlar başlayınca çekim bitiyor.
Taburun bahçesine kadar girdiklerini anlatmıştı bize korucular.
Tabi sonra büyük zaiyat verdirilerek püskürtülüyorlar.


Allah şehitlerimizden razı olsun...
1970 Antalya (İkamet Eşme/UŞAK) 
BETER  

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #10 : 17 Haziran 2010, 16:30:59 »
.....

Çevrimdışı Hakan AKMAN

  • Uye
  • *****
  • İleti: 1496
  • Karma: +0/-0
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #11 : 17 Haziran 2010, 17:19:58 »
 DEĞERLİ ARKADAŞLAR BU MÜBAREK KANDİL GÜNÜNDE TÜM ŞEHİTLERİMİZİ TEKRAR RAHMET VE MİNNET İLE ANARAK RUHLARI ŞADOLSUN DİYORUM.....
Hakan AKMAN
1970 ANKARA / AFYONKARAHİSAR

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #12 : 21 Haziran 2010, 10:12:18 »

sadikkir

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #13 : 21 Haziran 2010, 12:38:04 »
Eline, koluna ,zihnine sağlık Muhittin..bunları sadece şu günlerde acılı haberler aldığımız zaman değil, herzaman hatırımızda olması gereken gerçekler..

Çevrimdışı Erol SÜMER

  • Uye
  • *****
  • İleti: 1536
  • Karma: +0/-0
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #14 : 17 Temmuz 2010, 23:37:20 »
 O0 O0 O0 emegine saglık paylaşım icin teşekkürler muhittin bey
Erol SÜMER
1974 ANKARA ETİMESGUT

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #15 : 14 Ağustos 2010, 15:26:43 »

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #16 : 14 Ağustos 2010, 15:27:52 »

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #17 : 14 Ağustos 2010, 15:33:29 »
« Son Düzenleme: 14 Ağustos 2010, 15:35:16 Gönderen: Muhittin YÜCEL »

boldor

  • Ziyaretçi
Ynt: şemdinli derecik
« Yanıtla #18 : 17 Eylül 2010, 14:55:12 »
kitabın adı ihaneti gördüm

 

Bu sayfa 0.142 saniyede 23 sorgu ile oluşturulmuştur